Çalma Hastalığı Kleptomani Nedir?

çalma-hastalığı-kleptomani

Çalma hatalığı olarak bilinen kleptomani nedir? Bu hastalığı yaşayan bir çok kişiyi çok zor durumlara iten Kleptomani nasıl başlar? Adli vakalara dönüşebilen kleptomaninin çözümü var mı?

Kontrol bozuklukları içerisinde yer alan Kleptomani nedir? Yaşamın akışı içinde hepimiz ihtiyaç duyduğumuz şeyleri elde edebilmek için çalışır ve gerekli çabayı gösteririz. İhtiyaçlarımızı her hangi bir çaba göstermeden başkasına ait olanı izinsiz almak yani hırsızlık bütün toplumlarda suç olarak kabul edilen ve hoş görülmeyen bir davranıştır. Peki bir şeyi elde edebilmek için gerekli koşullara sahip olduğumuz ya da o şeye ihtiyaç duymadığımız halde sadece engelleyemediğimiz bir dürtü yüzünden hırsızlık yapabilir miyiz? Ya da bu durum sadece yapılan kötü eylemi yan, hırsızlığı hafifletmek için bulunan acizce basit bir bahane midir? Engelleyemediğimiz bir çalma davranışından kurtulmak için bir uzmandan yardım almamız gerekir mi? Belki de tek bir kelime bu cevapları vermenizi kolaylaştırabilir hırsızlık sandığımız şeyin Kleptomani olarak adlandırılan psikolojik bir rahatsızlık olduğunu bilmek.

Kleptomani her hangi bir bireyin bir şeye ihtiyacı olmadığı halde maddi değer içermeyen nesnelere yönelik çalma dürtüsünü kontrol edememesi sonucunda ortaya çıkan çalma eylemi olarak tanımlanabilir. Peki bu toplum içindeki yerimizi, hayatımızı, aile ve iş ilişkilerimizi derinden sarsarak hayatımızı hiç yaşamadığımız bir kabusa çevirebilecek hastalık nasıl ortaya çıkar? Kleptomani hastaları ne yaşar? kleptomani hakkında aklımıza takılan soruların cevaplarını gerçek yaşanmış olayın analizi ile bu yazımızda bulacağız.

Kleptomani doğuştan var olan bir şey değildir. Zaman içerisinde oluşan bir psikolojik bozukluktur. Gerek gençlik gerek yetişkin veya ileri yaşlarda görülebilir.

Kleptomani hastalığına yakalanmış bir kişi hissettiklerini şu kelimelerle ifade ediyor.
Bir yerde alışveriş yapıyordum alışverişim sonlanmak üzere iken kendimi ilgim olmayan bir reyonun önünde buldum. O anda kendimde bir takım değişiklikler hissettim. Huzursuzdum, gerilmiştim. Bunun ne demek olduğunu biliyordum tanıdığım bir duyguydu yaşadığım adrenalin ile oradan bir şeyi alarak cebime attım. O anda rahatladığımı hissettim. Bulunduğum yerden çıkarken yakalandım. Hırsızlıkla suçlandım. İstemeyerek yapsam bile yapmış olduğum eylemin adı zaten hırsızlıktı. Olay polise intikal etti.

Cebimde aldığım o ufacık basit bir şayi karşılayacak param zaten vardı. Kariyeri olan biriydim kazancım da oldukça iyi, o aldığım şeyin benimle hiçbir ilgisi alakası yoktu. Hiç bir zaman ve hiç bir şekilde işime yaramayacak saçma sapan bir şeydi. Sadece o an yaşadığım bir dürtü idi çalma duygusu ve arkasından gelen çalma eylemi. Olay polise intikal ettikten sonra durum aileme bildirildi. Ailemden hiç kimse böyle bir duruma inanamadı anlam veremedi. Eşim, çocuklarım hatta damadım. Çünkü bu tarz bir şey yapabilecek bir insan değildim. Bende kendimi anlamakta güçlük çekiyordum. Fakat yıllar yılı içimde yaşadığım istemeden de olsa gerçekleştirdiğim bir durumdu bu.



Emniyetteki işlemler tamamlandıktan sonra mahkemeye sevk edildim. Bir gariplik olduğunu gerek ailem gerekse emniyetteki görevliler tarafından fark etmişti sanırım, çünkü sürekli bir rahatsızlığım olup olmadığını, bir ilaç kullanıp kullanmadığımı sorguluyorlardı. Anlaşıldığı üzere yaşım ileri olduğu için Alzaymır ( Alyheimer ) olup olmadığımdan şüphelendiler.

Bu olay benim istemeden yaptığım nalet bir alışkanlıktı. Söyleyemedim bu benim kötü bir huyum diyemedim. Bir insan bir şeyi alır veya çalarken onu bir amaç uğruna yapar. Ya ihtiyacı olduğundan yada kazanç sağlamak istediğinden bu eylemi gerçekleştirir. Fakat bende bunların hiç biri yoktu ne ihtiyacım vardı nede bir amacım. Sadece içimi yiyip kemiren ve eylemi gerçekleştirdikten sonra ise beni rahatlatan bir dürtü.

Olay psikiyatri ye yansıdı ve uzman görüşlerine baş vuruldu. Uzman notları arasında suçluluk, utanç, depresif durum bozuklukları, karşı konuşamaz bir dürtü, kendini engelleme çabası, gerginlik ve arkasından gelen çalma eylemi, aldığı haz, rahatlama ve sonrasında gelişen suçluluk ve utanç yazıyordu.

Ben bu dürtümü engellemek için kendimce çözümler üretmiştim. Alışverişe gitmekten kaçınıyordum. Market ve benzeri yerlerden uzak durmak için yeri geldiğinde iş harici hiç bir yere çıkmıyordum. Kendi içime kapanıyordum zaman zaman. İçime kapandığın dönemlerde ise bir şeyler beni itiyordu bir fakat gerçekleştirmemek için kendimi engellemeye çalışıyordum. Eşimle bile çok sefer kavga etmişizdir bakkala gidip ekmek almadığım için. Çünkü gittiğimde kötü şeyler olacaktı biliyordum.

Beni araştıran uzmanlar Sosyo Ekonomik düzeyde alım gücümün yüksek olduğunu fark ettiler. Onlarda ihtiyaç veya para hırsı ile bu eylemi gerçekleştirmediğimi anladılar. Ön teşhis olarak Kleptomani hastası olabileceğim düşüncesi ile beni izlemeye aldılar. Düzenlenen rapor doğrultusunda mahkeme tarafından serbest bırakıldım. Çünkü Kleptomani hastalarının çalma konusunda cezai ehliyeti bulunmuyordu. Ben bu konuda ceza almasam bile yaptığım istemsiz hareketlerden ötürü utanç duyuyordum kendi içimde kendimi cezalandırıyordum. İçimi kemiren bu histen dolayı tüm çevreme karşı rezil olmuş bu hastalıktan kurtulmak istiyordum. Yıllarca kimseye söyleyemedim her eylem sonucunda kendimden bir kere daha utandım, nefret ettim.



Adli süreç sonuçlanmıştı fakat psikolojik tedavi süreci başlamıştı. Antidepresanlar hayatıma girmişti. Terapiler başlamıştı. Bu süreçte ailem geçmişte yaptığım her şeyi öğrenmişti. Kendimi iğrenç biri gibi hissediyordum. Eşim, yıllarca aynı yastığa yıllarca baş koyduğu insanın basit adi bir hırsız olduğunu öğrenmişti. Duyduklarına şaşırır eşim kendisini suçlamaya başlamıştı. Gerekli ilgi ve alakayı göstermedik mi yalnız mı bıraktık acaba diye düşünüyordu. Utancımdan ailemin, arkadaşlarımın yüzüne bakamıyor bir kelime dahi edemiyordum, kendimi aşağılık hissediyordum. Daha fazla içime kapanmıştım sesim dahi çıkmıyordu.

Psikologların her tavsiyesini dinledim. Her sorularını içtenlikle doğrulukla cevaplıyordum. Sanırım uzmanlar sorunun kaynağına ulaşmaya başlamışlardı. Ben çok iç içe sıkı bir aile de büyüdüm. Üniversite çağım geldiğinde yurtta kalmaya başladım. İlk orada başlamıştı bu dürtüler kalem, silgi, tebeşir. Eylemi tamamladıktan sonra genelde aldıklarımı tekrar yerine koyuyordum. Ama aldıklarımı yerine koymam çaldığım gerçeğini değiştirmiyordu. Belki de bu şekilde vicdanımı rahatlatmaya çalışıyordum.

Psikologlarımdan öğrendiğim kadarı ile bu konuda bir çok çalışma yapılmış fakat hastalığı yaşayan insanların utanç duyguları ve çektiği vicdan azabı ile uzmanlarla yaşadıklarını paylaşmamaları ve tedavi arayışına girmemeleri ortada kesin verilerin oluşmamasına sebep olmuş. Bu konuda uzmana baş vuranların hemen hepsi mahkeme aracılığı ile baş vurmuş. Bu yüzden de yeteri kadar kişiler üzerinde çalışma sağlanamamış. Bende çektiğim azaptan dolayı rahatsızlığımı kimse ile paylaşamamış ve sorunun çözümünü arayamamıştım. Psikologların benimle ilgili düşüncesi üniversite döneminde yaşadığım çevremden ayrılmam ile ilgili yaşadığım psikolojik travmalar olduğu yönündeydi. Yapılan seanslar görüşmeler henüz işe yaramamış bu dürtülerim devam etmekteydi.

Bir çok araştırmacıya göre Kleptoman çocukluk dönemindeki genel ihtiyaçların karşılanamaması ile oluşan psikolojik bir rahatsızlık. Bazı araştırmacılar ise bu hastalığın beyinde oluşabilen bir takım sorunlardan kaynaklı olduğunu düşünmekte. Fakat yapılan çalışmalar çok fazla olsa da üzerinde çalışabilecek kişinin olmaması yapılan araştırmaları fazlası ile sınırlıyor.

Psikologların benim üzerimdeki incelemeleri sonucunda, yaşadığım durumun strese dayalı bir dürtü olabileceği kanaatine vardılar. Çalışmalarını benim üzerimdeki stresi azaltma yönünde yoğunlaştırdılar. Beni rahatlatacak stresten uzak tutacak yöntemler üzerinde çalıştılar.

Görüşmeler esnasında çocukluğumdan gelen baskılar ile karşılaştılar. Annem baskın bir karakterdi her şey nizami ve kuralına göre olmalıydı. Tüm eşyalarım ve kıyafetlerim düzenli olmalıydı. Belki de annemin bu baskın karakteri beni etkilemişti. Daha sonraki hayatımda da bu düzen içime işlemişti her yerde uygulayamadım. Bu da bende sorunlara ve sıkıntılara sebep olmuştu.

Süreç devam ederken bir takım hobilere yönlendirildim uzman psikologlar tarafından. Müziği seçmiştim. Kursa başladım. Çok rahatlamıştım. Kendimi adeta kuş gibi hissediyordum. Gittiğim kursta toplu olarak yaptığımız aktiviteler beni rahatlatmıştı. Ve zaman içerisinde içimdeki dürtülerden kurtulmaya başladım. Hastalığım bu sayede düzelmişti. Ailem de bu konuda bana destek verdi. Hiç bir aşamada beni yalnız bırakmadılar. Ben Kleptomani konusunda şanslı biriydim sorunun kaynağına ulaşılabilmişti. Şimdi düzenli ve düzgün bir hayatım var.

Biliyoz.com Kadın, sağlık, diyet, kariyer, kişisel gelişim, sağlık ve ilişkiler üzerine hizmet veren bir platformdur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir