Marketlerde poşetler paralı oluyor. Peki karşımısın?

marketlerde-poset-parasi

1 ocak 2019’da yürürlüğe girecek ve 31 aralık 2025 tarihine kadar geçerlilik süresi devam edecek olan, hedef çerçevesinde kademeli uygulanacak marketlerde poşet parası alınmasına, ben de destek veriyorum demeye var mıyız?

Biliyorum bu kulağa hoş gelmiyor ki, günümüz şartlarında suya, elektriğe, ekmeğe, tüm zaruri ihtiyaçlara zaten zam varken, altı üstü naylon poşete de mi ücret verilecek diye sitemleri duyuyor gibiyim. Halbuki yürürlüğe girecek olan bu mecburi sistem için PAK EV’e ne kadar teşekkür etsek azdır. Plastiğin ve poşetin, dünya genelinde doğaya ve beraberin de biz insanaoğluna verdiği zararın boyutlarını bir bilebilsek.

Marketlerde poşet ücreti

15 mikro ile 50 mikro arası kalınlıkta poşetlerin ücretlendirileceği şartı ile, tekrar kağıt ve bez çantalara dönüşümü hedefleniyor olması bu geçici süre içerisinde, doğaya katkıda bulunmak temiz ülkemiz adına müthiş bir proje değil mi sizce de? Süreç biraz uzun olsa da.

İlginizi Çekebilir: Market Alışverişinde Algı Oyunlarına Aldanmayın

Avrupa naylon poşet yönetmeliği uzun zamandır yürürlükte ve başarılı bir şekilde uygulanıyor. Amerika başta olmak üzere, Almanya, İtalya, Fransa, İngiltere, Hindistan ve Çin’de bu uygulama ne kadar yasak olmasa da, 2008 den beri her poşet için 2 – 3 sent gibi bir ücret alınıyor. Yasağın, geçersiz görüldüğü Alışveriş merkezlerin de ise 370 Euro gibi meblâğa kadar para cezasına tabii tutuluyorlar.

Naylon poşetin zararları

Poşet zaten kendi kendince kanserojen madde olduğunu bilmeyen olmadığını düşünüyorum. Naylon poşetin de, en ince plastiğin de doğada kendini imha etmesi oldukça uzun zamanlara dayanan bir süreçtir. Hatta o kadar uzun ki akıl sır almıyor. En ince plastik poşetin doğada çözülme süreci 1000 yıl bu süreç plastik tabak ve bardaklarda 500 yıla pet şişelerde ise 400 yıla düşüyor. Buradan çıkartılması gereken sonu. En ufak bir plastik veya naylon malzeme doğada en az 400 yılca çözülebiliyor.



Bu süre zarfında güneş ışığına maruz bırakıldığı taktirde ki güneş almaması mümkün değil kanserojen etkisi kat be kat artıyor. Çözülme süresince yok olabilir olan plastik ve poşetlerin doğada bıraktığı izler ise görüntü kirliliği kadar masum olmadığı, aynı zamanda Toprağı ve Suyu kirlettiğini unutmamamız gerekiyor. Toprak ve suya karışan kanserojen maddeler gerek aldığımız besinler gerek se içtiğimiz su ile bize geri dönüyor.

Plastik poşetlerin doğadan toplanıp geri dönüştürülme ve imha sürecinde bıraktığı izler ise çok çok daha tehlikeli. İmha esnasında zehirli gazların havaya karışması ile insan sağlığını tehlike altına aldığını bir düşünürsek, neden bu gün veba gibi büyüyen kanserin ve kısırlığın çığır açtığına da anlam verebiliriz. İnsanoğlunun kendi hastalığına kendi davetiye çıkardığını da göz ardı edilmemeli. Bu duruma tamamen dur denemese bile yaşam tarzından birtakım değişiklikler ve feragat etmesi gerekmez mi?

Her yıl denizlere atılan çöplerle birlikte, milyonlarca kilogram plastik ve naylon poşetin denizdeki canlıların yiyecek zannederek yemesi sonucu, ölümlerine de neden olduğunu da unutmamak ölmeyenlerin ise sofralarımızda bize yemek olması sonucunda aldığımız kanserojen maddeleri de unutmamak gerekir.

Aslına bakarsak küçük bir dokunuş belki Dünya genelinde, kimisine göre marketlerde poşet uygulaması külfet gibi görünen plastik poşet yürürlüğü, ne kadar doğaya ve insan sağlığına katkı sağlayacağı gerçeğini inkâr etmemeli diye düşünüyorum.

Haydi Türkiye’m doğa için, sağlığımız, evlatlarımız ve gelecek neslimiz için, bez çantalara, kese kağıtlarına, ve anam babam usulü file torbalara merhaba demek umuduyla.

1979 Tokat doğumluyum kadın ve ilişkiler konusunda almış olduğum eğitimleri yazıya dökerek bildiklerimi insanlarla paylaşıyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir