Biz Biliyoz

Öğrenme Nedir? Buluş Yoluyla Öğrenme.

Öğrenme Nedir? Buluş Yoluyla Öğrenme.

Öğrenme, bir davranış değişikliğinin ya da yeni bir davranışın oluşması; eğitim ise içinde yaşanılan toplumca arzu edilen davranışların bireylerde oluşturulma sürecidir.
Davranış, gözlenebilir bir harekettir ya da bir veya birçok hareketin sonucu olarak ortaya çıkan gözlenebilir ürünüdür.

1. Kişiyi mutluluğa taşıyacak her türlü davranış öğrenmeyle gerçekleştiği için,
2. İyi bir meslek sahibi olabilmek,
3. Toplumda iyi bir yer edinmek ve hayatta başarılı olmak,
4. Okulda ve sınavlarda başarılı olmak için öğrenmeliyiz.

Öğrenme, sinir sistemi kullanılarak gerçekleşir.

 

Sinir sisteminin yapısı ve işlevleri:

BEYİN:

 

 

Kadın ve erkeklerde farklı büyüklüklere sahip olan beynin ağırlığı 1200 – 1500 gram arasındadır ve iki elimizin yumruk haline gelmesi kadar bir kütlesi vardır.
Beynimizin %85’i sudur. Su beynimizin işlevlerini yerine getirmesi açısından çok önemlidir.
Beynimizin iki yarısının etkili bir biçimde eş güdüm içinde çalışması suya bağlıdır.

 

Beynimizin İşlevleri:

Öğrenme; görme, işitme, koklama, tatma ve hissetme (dokunma) duyuları ile algılanan uyarıların beyinde değerlendirilmesi sonucu gerçekleşir.

 

Beynimizin Kapasitesi:

Şu andaki bilgilerimize göre beynin kapasitesi, yaklaşık 500’er sayfalık 10 milyon kitabı dolduracak kadardır.

 

Buluş Yoluyla Öğrenme Yöntemi

 

 

Buluş yoluyla öğrenme, öğrencinin kendi etkinliklerine ve gözlemlerine dayalı olarak yargıya varmasını teşvik edici bir yaklaşımdır.
Buluş yoluyla öğrenmeyi uygulamada önemli bir nokta; öğrencilerde öğrenilecek konuya karşı merak uyandırmaktır.
Merak güdüsünü harekete geçirmenin etkili yollarından biri bir düzeyde belirsizlik yaratmaktadır. Ancak yaratılan belirsizliğin düzeyi çok iyi ayarlanmalıdır. Aşırı belirsizlik öğrencide kargaşaya ve kararsızlığa yol açar.
Problemi çözmek için yeterli ipuçları bulamayan öğrenci, bir süre sonra öğrenmeye çaba sarf etmekten vazgeçecektir.

 

Buluş yoluyla öğrenmede öğretmen örnekleri sunar ve öğrenci konunun yapısını, fikirler arasındaki temel ilişkileri, ilkeleri, özellikleri keşfedinceye kadar örneklerle çalışır. Bu yöntemle öğrenmede özel örnekler kullanılarak genel ilkeler formüle edilmektedir.

Mesela; öğrencilere yeterince üçgen ve üçgen olmayan örnekler verilerek üçgenlerin özelliklerini bulmaları sağlanabilir. Bu yaklaşım, daha çok tüme varım yaklaşımıyla öğrenmeyi teşvik eder.
Buluş yoluyla öğrenmede iki yaklaşım vardır. Bunlardan biri yapılandırılmamış buluş, diğeri de yapılandırılmış buluştur.

 

Yapılandırılmamış buluş, planlanmamış bir ortamda kavramları, ilkeleri, bir problemin çözümünü bireyin kendi kendisine bulmasıdır.
Yapılandırılmamış buluş etkinliklerinin yöntemi zor olduğu gibi sonuç elde edilemeyebilir. Bu nedenle yapılandırılmış buluş daha çok tercih edilen bir yoldur.

Yapılandırılmamış buluş yolunu kullanmak daha çok okul öncesi dönemde çocuklar için uygun olmakla birlikte ilköğretim, ortaöğretim ve yüksek öğretimde yapılandırılmış buluş daha çok tercih edilen bir yoldur.

 

Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite Bozukluğu Başarıyı Düşürüyor

Kimi aileler tarafından yeterince önemsenmese de hiperaktivite çocukların geleceği için ciddi sorunlara yol açabiliyor. Yeterince zeki olmasına rağmen kapasitesinin altındaki eğitime mahkum olan bu çocuklar hatta kimi zaman toplum dışına itilebiliyor.

 

 

Anadolu Sağlık Merkezi’nden Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Zafer Atasoy, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunu anlatıyor.

Günlük dilde ‘Dikkat eksikliği’ olarak tanımlanan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, üç alanı kapsar, dikkat sorunları, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik. Kimi çocuklarda dikkat sorunları, kiminde aşırı hareketlilik ve dürtüsellik daha belirgin olarak ön planda yer alabilir. Erkek çocuklarda hareketliliğin daha sık görüldüğü, buna karşın kızlarda da dikkatsizliğin daha sık olduğu bilinmektedir.

 

SEBEBİ KESİN OLARAK BİLİNMİYOR
Dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin ortaya çıkmasına neden olan durum henüz kesin olarak gösterilmemiştir. Beyin dokusunda hücreler arasında iletişimi sağlayan nörotransmitter adı verilen kimyasal maddelerin (Dopamin, adrenalin, noradrenalin, serotonin ve diğerleri) düzeylerindeki değişiklikler, beyin işlevlerinin düzenlenmesindeki aksamalar bu tablonun sorumluları olarak görülmektedir. Yapılan çalışmalarda ailesel bir geçişten söz etmek de mümkündür. Bazı ailelerde bu rahatsızlığın görülme sıklığı diğerlerine göre 8-10 kat fazla bulunmuştur.

 

AİLELER NASIL ANLAYABİLİR?
Yaşıtı arkadaşlarının sergilediği dikkat performansına göre düşüklük sergilemesi bu durumu akla getirmelidir. Ayrıca, detaylara dikkat etmeme, ödevlerde dikkatsiz hatalar yapma, oyun ve görevlerde dikkati sürdürememe, okul ödevlerini bitirememe, dinlemez gibi görünme, zihinsel performansı sürdürmede zorluklar sergileme, eşyaları kaybetme, dış uyaranlarla dikkatin dağılması, unutkanlıklar gibi belirtiler de gözden kaçmamalıdır.
Dikkat eksikliğinde en önemli sorun çocuğun bu nedenle eğitim imkanlarından yeteri kadar yararlanamamasına yol açar. Bu durumda da içinde bulunduğu toplumda hak ettiği yeri alamaz ve toplum dışına itilebilir.

 

TEDAVİ NE ŞEKİLDE YAPILIR?
Tedavide öncelikle çocuğun tıbbi ve ruhsal olarak değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirme ne denli sağlıklı yapılmışsa tedavi de o denli başarılı ve olumlu gelişir. İlaç tedavisinde uygun seçeneklerle etkin ve hızlı sonuçlar almak mümkündür. Bu nedenle sağlıklı bir izleme gereklidir. Eş zamanlı olarak çocukla birlikte olan erişkinlerin ona yönelik tutum ve davranışlarında sergileyeceği olumlu değişikler önemli yer tutar.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ