Biz Biliyoz

Ruh Hastalığı, Nörolojik Bozukluk Nedir?

01.11.2020
91
Ruh Hastalığı, Nörolojik Bozukluk Nedir?

Dünyada yaklaşık 400 milyon kişinin ruhsal ve nörolojik bozukluğu olduğu bilinmektedir. Sağlık hizmetine başvuran her 4 kişiden en az 1′inin teşhis ve tedavi edilmemiş ruhsal bozukluğu olduğu belirlenmiştir. Bu hastaların yaklaşık 2/3′ü (°~669) fiziksel şikayetlerle başvurmaktadır ve ruhsal bozukluklar farkedilememektedir.

Bilinmektedir ki, halk sağlığının geliştirilmesinde hastalıkların önlenmesi ve kişinin iyilik durumunun korunarak yükseltilmesi önceliklidir. Bu nedenle halk sağlığı uygulamaları kapsamında ruh sağlığının geliştirilmesi ve ruhsal bozuklukların önlenmesi giderek önem kazanmaktadır.

Halk sağlığı alanında ruh sağlığı yaklaşımı; epidemiolojik sürveyans çalışmalarını, ruh sağlığının korunup geliştirilmesini, ruhsal bozuklukların önlenmesini, erken teşhis ve tedavinin yanısıra toplumun ruh sağlığı hizmetlerine kolaylıkla ulaşmasını sağlayıcı çalışmaların yapılmasını ifade etmektedir.
Ruh sağlığı hizmetlerinin neden temel sağlık hizmetleri kapsamında halk sağlığı ilkeleri çerçevesinde ele alınması gerektiğini vurgulamak için bazı oranların incelenmesinde yarar vardır.

Yapılan çalışmalar, günümüzde ruhsal bozuklukların erken ölüm ve özürlülük (yetiyitimi) nedenleri arasında 2. sırayı aldığını ve hastalık yükünün %15.4′ünü oluşturduğunu göstermektedir.

Diğer taraftan ruhsal bozuklukların insan hakları ve damgalanmayla birleşen, utanç, toplum tarafından dışlanma ve işsizlik i!e sonuçlanan gizli yükünden söz edilmektedir. Gelecekte risk altındaki yaş gruplarının sayısının büyümesi sonucu genç yetişkin nüfusta şizofreninin artacağı, 60 yaş üzerinde ise demansların daha fazla görüleceği üzerinde durulmaktadır. Bir toplumda özüre neden olan ve sık rastlanan ruhsa! ve nörolojik hastalıklar
* depresyon,
* intihar,
* şizofreni,
*demans,
*zihinsel özür ve
* epilepsidir.

Ruhsal Hastalıklar Hakkında

Ruhsal hastalık; teşhis edilebilir ruhsal bozuklukları ifade etmektedir. Ruh sağlığı bozulan kişi, genellikle duygu, düşünce ve davranışlarında değişik derecelerde tutarsızlık, aşırılık, uygunsuzluk ve yetersizlik özelliklerini taşımaktadır. Her kişide tutarsız, uygunsuz ve yetersiz davranışlar görülebilir. Hasta sayılabilecek kişide bu özelliklerin sürekli veya tekrarlayıcı olması, kişinin verimli çalışmasını ve kişiler arası ilişkilerini bozması gerekir.

Ruhsal bozukluklar açısından en önemli risk grupları arasında yoksullar, çocuk ve gençler, travmatize olmuş kişiler ve göçmenler yer almaktadır.
Ruhsal bozukluklar genel sağlık hizmetleri çerçevesinde tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de önemli halk sağlığı sorunlarından biridir. Nedenleri incelendiğinde; epidemiolojik açıdan hasta sayılarının büyük olması, bireye, aileye ve topluma en çok acı veren rahatsızlıkları içermesi, insan yetisini ve gücünü ağır derecede ve uzun süre düşürmesi bakımından büyük ekonomik kayıplara neden olması, bilgisizlik, korku ve önyargıların en çok görüldüğü ve bu nedenle hastaların tanı ve tedavilerinin güçleştiği rahatsızlıklar olmalarıdır.

Ruhsal bozuklukların hastayı, aileyi, sağlık sistemini ve genel anlamda toplumu ekonomik ve psikososyal açıdan önemli ölçüde etkilediği görülmektedir. Bununla birlikte uzun süre hastanede yatmaya bağlı olarak ekonomik maliyet artmakta, bireyin ve ailenin üretkenliğini azaltmakta, aile üyelerine maddi ve duygusal yük getirmektedir. Dolayısıyla birey ve ailenin yaşam kalitesini düşürmektedir. Ayrıca, işsizlik, damgalanma ve insan hakları ihlallerinin en fazla görüldüğü grubu oluşturmaktadır.

Ruh Sağlığı Nedir?

Ruh sağlığı, erken çocukluktan ölüme kadar devam eden ve düşünce, iletişim becerileri, öğrenme, duygusal gelişim, kendine güven gibi bir dizi süreci ifade eden bir kavramdır.
Genel olarak bakıldığında birey yaşamını, geçmekte olan bir zaman diliminin içinde ve değişen mekanlarda; kendisiyle, ailesiyle, yakın çevresiyle, içinde yaşadığı toplumla ve yaptığı iş ya da görevi, ile yoğun bir ilişkiler ağı içinde sürdürmektedir. Eğer bu ilişkiler ağında denge uyum ve doyum mevcut ise birey ruhsal açıdan sağlıklıdır.
Freud bireyin ruh sağlığı açısından sağlıklı sayılabilmesi için temel iki ölçütün “çalışma ve sevmek’” olduğunu bildirmiştir. Bir kişinin ruhsal durumu, o kişinin genetik yapısı ve yaşam deneyimlerinden etkilenmektedir.

 

Ruh sağlığını tanımlamak güçtür. Çünkü aynı toplum içinde bile olsa, kültürel özelliklerin etkisi çok büyüktür. Ruh sağlığı tanımlamasındaki güçlükler ve etiolojisine ilişkin bilgilerin sınırlılığından dolayı koruyucu ruh sağlığı programlarının gelişmesi gecikmiştir.

Bu nedenle yalnız ülkemizde değil bütün dünyada temel sağlık hizmetleri içerisinde ruh sağlığı hizmetlerinin gelişmesi diğer sağlık hizmetlerine göre geç olmuştur.

 

Ruh sağlığı alanı hızla gelişen bir alandır. Çünkü yapılan çalışmalar davranış ve beyin arasındaki karmaşık yapının anlaşılmasına ve elde edilen bilgilerin uygulamada kullanılmasına zemin hazırlamaktadır. Günümüzde ruh sağlığı alanında etkin tedavi yöntemleri geliştirilmekte ve ıv.ıhsal bozukluğu olan kişiler tedavi edilebilmektedirler. Buna karşın ruhsal bozukluğu olan kişilerin yaklaşık yarısının tedavi hizmeti alamadığı bilinmektedir. Bunun en temel nedenlerinden biri, toplumda ruhsal bozukluğu olan kişilerin damgalanmasıdır.

Damgalanma sonucu kişinin tedavi hizmetinden yararlanması sınırlanmakta, çalışma yaşamı, toplum kaynaklarına ulaşması, tedavi ve sosyal hizmetlerden yararlanma oranı düşmektedir.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.